Merkez Bankası faize dokunmadı

merkez bankası piyasa oyuncularının merakla beklediği Nisan ayı faiz kararını açıkladı.   

MB, faize beklendiği gibi dokunmadı. 

KARAR GELDİ DOLAR HAREKETLENDİ

 Banka, faizin alt ve üst koridorlarına da müdahale etmedi.         

Şu anda politika faizi yüzde 7,50 seviyesinde bulunuyor.     

Faizin üst bandı yüzde 10,75, alt bandı yüzde 7,25 düzeyinde.    

ZORUNLU KARŞILIKLARA MÜDAHALE  

Faize dokunmayan Merkez Bankası, Türk Lirası zorunlu karşılıklarına ödenen faiz oranında 50 baz puan artırıma gitti.

Uygulamanın 8 Mayıs tesis döneminden itibaren başlayacağı belirtildi.  

DÖVİZ REPO FAİZİNDE İNDİRİM

Bankaların TCMB’den alabilecekleri 1 hafta vadeli döviz repolarının faiz oranları 24 Nisan’dan itibaren dolar için yüzde 4,5’ten yüzde 4’e, Euro için yüzde 2,5’ten yüzde 2’ye indirildi.

Merkez Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada, “Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında 50 baz puan artırıma gidilmesi uygun görülmüştür.
Uygulamaya 8 Mayıs 2015 tesis döneminden itibaren başlanacaktır. Uygulama esasları 21 Ekim 2014 tarihli basın duyurusunda açıklanan şekliyle devam edecektir” denildi.

 DOKTOR KIYAMET’TEN BAŞÇI’YA ÖVGÜ

İSTİSNAİ GÜNLER DEVREYE GİREBİLİR 

Hurriyet.com.tr’ye konuşan Terafx Piyasa Analisti Serdar Özdemir, “Burada daha önce sinyalleri verilen kararların devreye girdiğini görüyoruz. Daha önce verilen sinyallerin hayata geçirilmesi olarak değerlendirilmesi, bunu iki kararın alınası, sözün devam ettirilmesi açısından önemli ancak bu iki karar çok fazla etkili olacak diye düşünülemeyebilir. Seçim öncesinde faizde değişikliğe gitmemesi beklenen bir şeydi. Bu iki karara ek olarak en son Euro krizinde görülen istisnai günler devreye girebilir. Ancak istisnai günler de Türk Lirası açısından kazanım sağlamamıştı” dedi.

MERKEZ AÇIKLAMASINI DEĞİŞTİRMEDİ    

Merkez Bankası’ndan yapılan yazılı açıklamada “Sıkı para politikası duruşunun ve alınan makroihtiyati önlemlerin etkisiyle kredi büyüme hızları makul düzeylerde seyretmektedir. Dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyri cari dengedeki iyileşmeyi desteklemektedir. Dış talep zayıf seyrini korurken iç talep büyümeye ılımlı düzeyde katkı vermektedir. Kurul, açıklanan yapısal reformların uygulamaya geçirilmesinin büyüme potansiyelini önemli ölçüde artırabileceğini değerlendirmektedir. Uygulanan temkinli para ve maliye politikaları ile alınan makroihtiyati önlemler enflasyonu, özellikle enerji ve gıda dışı (çekirdek) enflasyon göstergelerini olumlu yönde etkilemektedir. Öte yandan küresel piyasalardaki belirsizlikler ve gıda fiyatlarındaki artışlar para politikasındaki temkinli yaklaşımın sürdürülmesini gerektirmektedir. Bu doğrultuda Kurul, faiz oranlarının sabit tutulmasına karar vermiştir. Ayrıca, Türk lirası zorunlu karşılıklara ödenen faiz oranlarında ölçülü bir artışa gidilmesinin ve döviz depo piyasası faiz oranlarında ölçülü bir indirim yapılmasının finansal istikrarı destekleyeceği değerlendirilmiştir” denildi.

FAİZ 6 AYIN ZİRVESİNDE
Gösterge iki yıllık tahvilde bileşik faiz Merkez Bankası’nın likidite adımlarını daha da belirginleştireceği beklentisiyle yaklaşık 6 ay sonra çift haneye çıktı

 

Devam

Babacan: Merkez Bankası yakından takip edilmeli

IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları ve G20 oturumları kapsamında ABD’nin başkenti Washington’da bulunan Babacan, temaslarının ardından AA ve TRT’nin sorularını yanıtladı.  

Türk ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Babacan, TL’deki değer kaybına ilişkin bir soru üzerine, şunları söyledi:

BAŞÇI’DAN ENFLASYON AÇIKLAMASI

HERKES MERKEZ BANKASI’NI DİNLEMELİ       

“Benden, 12,5 yıllık iktidarlık dönemimizde kurlarla alakalı bir açıklama duymadınız. Çünkü, serbest kur rejimi uyguluyoruz. Ama ben hep şuna da vurgu yapıyorum: Eğer, kurlarla ilgili dikkat edilmesi gereken bir açıklama varsa, o da Merkez Bankamızın yaptığı açıklamalardır ve açıklamalarından öte Merkez Bankamızın yaptıklarıdır. Serbest kur rejimi uyguluyoruz, ancak kurdan enflasyona geçişgenlik olduğu için merkez bankası tabii ki kur konusunda kayıtsız kalmıyor, kalamıyor. Ben, herkese, Merkez Bankamızın dediklerini ve yaptıkları yakından takip etmesi tavsiye ediyorum.”

Babacan, IMF ve Dünya Bankası’nın Türkiye’nin büyüme tahminlerini aşağı çekmesine yönelik olarak ise bu kuruluşların sürekli güncellenen beklentilerini belirlemekte farklı yöntem ve kriterler kullandığına işaret ederken, “Bizim de kendi iç tahminlerimiz, çalışmalarımız var. Biliyorsunuz, orta vadeli programda bu yıl büyümenin yüzde 4 olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiğimizi söylemiştik. İlk çeyrek sonuçlarını 10 Haziran’da alacağız. İlk çeyrek sonuçları çıkmadan, yılın tümüyle ilgili tahminlerimiz konusunda herhangi bir revizyona gitmek istemiyoruz” dedi.


Babacan, dünya ekonomisi ve Türkiye’yi çevreleyen bölgenin “enteresan” dönemden geçmesinin büyümeye ilişkin projeksiyonları zorlaştırdığını dile getirdi.

CARİ AÇIK YÜZDE 4’LÜ RAKAMLARI GÖREBİLİR
Babacan, petrol fiyatlarının Türk ekonomisine etkilerine yönelik başka soru üzerine, varil başına 40 dolara kadar inerek dibi gören petrol fiyatlarının son zamanlarda 60 dolara kadar yükseldiğine dikkati çekerek, petrol fiyatlarındaki bu sert dalgalanmaların da tahmin konusundaki belirsizliği artırdığını söyledi.

Buna karşın, enerji fiyatlarındaki düşüşün küresel ekonomiye net etkisinin olumlu olduğunu belirten Babacan, “Petrol fiyatları, eğer düşük seviyelerde kalmaya devam ederse, bizim bu yılki cari açığımız uzun bir zamandan sonra yüzde 4’lü rakamları görebilir” öngörüsünde bulundu.

Petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki olumlu etkilerinin de görülmeye başlandığını dile getiren Babacan, artan gıda fiyatlarınınsa bu etkiyi zayıflattığını kaydetti.

Babacan, yılın ikinci yarısının ekonomik bakımdan çok önemli olacağını vurgularken, “İkinci yarıda, yağış bolluğu ve inşallah ürün bolluğu sebebiyle, gıda fiyatları makul seviyede giderse, bu enflasyon konusunda bize hiç kuşkusuz daha olumlu bir tablo getirebilir” değerlendirmesini yaptı.

Babacan, Türkiye’nin ihracat pazarlarını zamanında çeşitlendirmiş olmasının ekonomiye hala büyük destek sağladığını belirtirken, Kuzey ve Latin Amerika ile Afrika’ya yapılan ihracatın arttığını bildirdi.

Devam

Merkez Bankası PPK gündemini açıkladı

Banka 22 Nisan 2015 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısında döviz depo piyasası faiz oranlarında ölçülü bir indirim, Türk lirası zorunlu karşılık oranlarına ödenen kısmi faiz oranlarında ölçülü bir artışın gündeme alınacağını ifade etti. Merkez, “Toplantıda gerekli görülmesi halinde finansal piyasalardaki istikrarı destekleyici yönde ilave tedbirler de ele alınabilecektir” açıklamasını da yaptı.

MUĞLAK BİR SÖZLÜ MÜDAHALE
Hürriyet Dünyası yazarı Uğur Gürses Merkez’in adımıyla ilgili olarak, “Bunlar şu anda dişe dokurun bir adım değil. Kurdaki sorun Döviz likitidesinin azlığı değil asıl mesele. merkez bankası TL faizlerini etkilemekten uzak durduğu sürece bu tür manevralarla kuru kontrol edemez. Muğlak bir sözlü müdahale yaptığını düşünüyor” dedi. Söz konusu açıklamanın kur seviyesine bir etkisi olmayacağını düşünen Gürses, “ Bunların kura hiçbir etkisi olmayacak. Piyasanın döviz alma motivasyonunu etkilemeyecek. Döviz likiditesinden dolayı döviz alım durumu yok. Asıl soru döviz faizleri pahalı olduğu için mi TL faizi ucuz olduğu için mi döviz alınıyor?” diye konuştu.

BU AÇIKLAMA NE ANLAMA GELİYOR?

Peki Merkez Bankası’nın ilk kez Para Politikası Kurulu gündemini kamuoyuna açıklaması ne anlama geliyor? Ekonomi yönetiminden eski bürokratlar, belki de dünyada ilk kez bir merkez bankasının kurul toplantısı gündemini kamuoyuna açıkladığını belirtirken, “Çok akıllıca bir iş. Kur üzerindeki baskıyı azaltmak istiyor. Bunun için de iletişimini güçlendirmeye çalışıyor. Piyasalar 10 gün boyunca bunu tartışacak ve doğru fiyata yaklaşacak. Doğrudan iletişimi güçlendirlmeye yönelik bir karar” yorumunu yaptılar.  

Bir başka eski bürokrat ise, “Kurul gündemini açıklamak Merkez Bankası’nın saydamlıkta ileri bir aşamaya geçmesi, demek. Beklentileri yönlendirmeye çalışıyor. Panikleyen piyasayı yatıştırmayı hedefliyor. Piyasaya sakin olun, ben size ucuz döviz vereceğim, diyor. İkinci kararla da bankaların maliyetlerini azaltacağız, diyor. Ne kadar etkili olacağını göreceğiz” dedi. mi döviz alınıyor?” diye konuştu.

Devam

Hamleler sonuç getirmedi

Merkez Bankası dün açıkladığı iki kararla, zorunlu karşılık olarak tutulan dövizlerin kısa vadede piyasaya likidite olarak girmesine, iki hafta sonrasında ise bir o kadarının yeniden merkez bankası’na geri dönmesine yol açacak. Yani 13 Mart’ta 1.5 milyar dolar piyasaya girecek, 27 Mart’ta 1.3 milyar dolar çıkacak. Ay sonuna geldiğimizde nette piyasada kalacak döviz miktarı sadece 200 milyon dolar olacak. Bu kararın döviz piyasasına belirgin bir etkisi olmayacak. Çünkü Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) olarak bilinen sistem çerçevesinde, TL karşılıklar yerine Merkez Bankası’na yatırılan dövizlerin bir bölümü yurtdışından borçlanılan dövizler. Ayrıca, bankaların döviz piyasasından döviz satın almalarının nedeni şu aşamada yetersiz döviz likiditesi değil.

Tam tersine, Merkez Bankası’nın dün aldığı zorunlu karşılık kararlarına bakılırsa kendisi açısından şöyle bir sonucu var; bankalardan geçici olarak topladığı döviz karşılıklarını kalıcı bir döviz karşılığına çevirmiş oluyor. Yani kendi döviz rezervlerinin kalıcılığına dönük bir adım. Hele Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) normalleşme sürecine girdiği ve gelişen ülkelerden döviz sıkışıklığına ilerleyen bir süreçte, Merkez Bankası’nın kendi rezervleri için kalıcı bir politika reçetesi ortaya çıkarması, fena halde farklı bir mesaj veriyor; ‘herkes dolarlarına sahip çıksın, sarılsın’. Merkez Bankası bu adımın ilkini ocak ayı başında atmıştı, şimdi dünkü adımla ikincisini atmış oldu. Kötü zamanlama.
Merkez Bankası önceki gün de, bankaların kendisinden döviz borç alma faizlerini indirmişti. Ancak, acilen Merkez Bankası’ndan döviz borçlanacak bir banka için faizin birkaç puan pahalı olmasının pek önemi yok. Merkez Bankası’nın bu adımı atmasındaki amaç, sinyal etkisi; yani piyasayı sakinleştirmek için adım attığı mesajı vermek. Ancak bankacılar likidite kaynaklı bir kur baskısından bahsetmiyor.

ANKARA’NIN ‘ANONS ETKİSİ’ OLMADI

Dünkü açıklamalar da anons etkisi açısından bir merak ya da sakinleşme getirmedi.
Başbakan Davutoğlu’nun dünkü açıklamaları da, dün topladığı ekonomi zirvesi de mali piyasaya sakinleşme getirmedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ile yapacağı görüşmenin ilan edilmesi de. Döviz kuru sepeti önceki güne göre yükseldi.
Davutoğlu’nun Ak Parti grubunda yaptığı konuşmada, kur yükselişini ısrarla pariteye bağlaması, seçmene dönük makyajlama olsa da bunun böyle olmadığını, ‘ev yapımı’ olduğunu bilen mali piyasalar, bu durumu ‘gerçeklikten uzaklaşma’ olarak tanımlayıp kaygılanıyor.
Her iki gelişmenin ‘Ankara’nın durumun farkında olduğu ve normalleşmeye geri dönüldüğü’ sonucuna yol açan bir ‘anons etkisi’ olmamasının en temel nedeni,  MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın siyasete atılıp milletvekili aday adayı olma kararının, Başbakan Davutoğlu’nun tercihine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği yere gelmesiyle ilgisi var. Erdoğan’ın Fidan’ın kararından vazgeçirmesi, Ankara’da ekonomide alınan kararlarda da kimin sözünün geçeceğine dair önemli bir damga oldu. Kimse bugün Erdem Başçı’nın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etmesini beklemiyor. Tersine Babacan ve Başçı’nın açmazının derinleşeceği hissiyatı egemen.
Sorun şurada; Merkez Bankası esaslı bir parasal sıkılaşma yapmadan döviz kurundaki yükselişin önünü alamayacak. Buna da engel, her siyaseti belirleyen Beştepe. Davutoğlu ise etkisiz. İndir baskısı altındaki Merkez Bankası faizi yükseltme aşamasına geldi. Aynı açmazın içinde.
Ne parite hikayesi, ne de Brezilya gibi yolsuzluk skandalının derinleşmesi nedeniyle parasının değer kaybetmesini bir tarafa bırakarak ‘diğer gelişenlerin de parası değer kaybediyor’ hikayesini gündeme sürmek TL’nin değer kaybına çare getirmiyor. Tersine, ‘hükümet olan bitenin farkında değil mi?’ sorularını yükseltiyor. Bu da girdabı büyütüyor.

İŞTE MERKEZ’İN HAMLELERİ

Merkez Bankası önceki gün bankaların Merkez Bankası’ndan döviz borçlanma faizlerini indirdi, dolar birkaç kuruş geriledi.
TL karşılık yerine Merkez’de döviz olarak tutulan zorunlu karşılıklardan 1.5 milyar dolar serbest bırakılıyor. Bankalara elinde döviz likiditesi geçecek.
Bankaların kısa vadeli döviz borçlanmaları üzerinden yatıracakları zorunlu karşılıklar artırıldı. Bankalar Merkez Bankası’na 1.3 milyar dolar yatıracak.
 Başbakan Ahmet Davutoğlu dolardaki gelişmeleri görüşmek için Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın katılımıyla ekonomi yönetimini topladı.
Piyasaların beklediği Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Merkez Bankası Başkanı Başçı’nın bugün bir araya geleceği açıklandı.

Devam

Başçı bıraksın isteniyor

 “Vatanı satmak yüksek faizle kötü yönetimle emeği heba etmekle olur” sözüyle. Baskı arttıkça piyasadaki dolar kuru 2.5274’e, uzun vadeli faiz de yüzde 8.68’e çıktı. Gerçekten de siyasi zirvedeki kötü yönetim, uzun vadeli faizleri yükseltti; bir çuval inciri berbat etti. Erdem Başçı’nın rahatsız olduğunu yazmıştım. Dün “İstifa konusunda net bir yanıt alabilir miyiz?” sorusuna yanıtı yine dolaylı oldu, ortada bıraktı: “Kamu görevi verildiği sürece yapılır ve en iyi şekilde yapılır. Sağlığımız elverdiği şekilde bu görevin gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz”. Ne yazık ki ‘kör gözüm parmağına’ bu açıklamalar ekonomide ağır bir hasara yol açıyor. Belli ki rahatsız olan Başçı’nın bırakması isteniyor. Fazlasıyla yıpratılan Erdem Başçı’nın artık o koltukta oturması çok zor hale geldi.

Devam

Enflasyon tarihi erkene çektirmedi.

ENFLASYON 20 ayın en düşüğü olsa da Merkez Bankası’nın tüm hayallerini alt üst etti. Ocakta aylık olarak yüzde 1.10 ile yüzde 0.7 olan beklentilerin üzerinde gelen enflasyon yıllıkta da yüzde 7.24’e geriledi. Aralık 2014’te yüzde 8.17 olan enflasyonda Merkez Bankası 1 puan civarında düşüş bekliyordu ve bu gerçekleştiği takdirde de bugün Para Politikası Kurulu’nu (PPK) faiz indirmek için olağanüstü toplamayı hedefliyordu. Ama özellikle ÖTV’deki artışla sigaraya yapılan zam ve gıdada bir türlü durdurulamayan fiyat artışları enflasyonu yükseltti.
Merkez bankası da anında yazılı açıklama yaptı ve Para Politikası Kurulu’nun 24 Ocak’ta toplanacağını bildirdi. Merkez’in toplantıyı iptal etmesini dolar iyi karşıladı ve 2.40 liranın altına geri döndü. Ancak hala Başçı’nın açıklama yaptığı salı günkü 2.33’lük seviyenin çok üzerinde kaldı.

GIDA YİNE YÜKSELİŞTE

Türkiye İstatistik Kurumu’nun  (TÜİK) dün açıkmadığı enflasyonun yüzde 1.10 ile beklentiyi aşmasında en önemli katkı yine sebze ve meyveden geldi. Başta zam şampiyonu patlıcan yüzde 61.19 olmak üzere biber yüzde 56.68, mandalina yüzde 28.11 arttı. Tüm bu artışlarla gıda grubunda aylık enflasyonun 3.52 oldu ve aylık genel enflasyonun 0.85 puanı gıdadan kaynaklandı. İkincilik ise içki ve sigara grubunda. Bu grupta ocak başındaki vergi ayarlamalarıyla sigara ve içkiye gelen yüzde 7-8 civarı zamlar etkili oldu. Ve içki ve sigara yüzde 4.19 arttı bunun aylık genel enflasyona etkisi 0.20 puan oldu.

OTOMOBİL ZAMMI

Giyimde indirim sezonu açıldı, böylece grupta fiyatlar indi enflasyon ise yüzde 6.98 düştü. Bu sayede aylık enflasyonu bu grup 0.51 puan indirdi. Benzin ve motorindeki yüzde 4.5-6 seviyesindeki indirimler ulaştırma grubunda otomobil zamlarına rağmen enflasyonun yüzde 0.56 azalmasını sağladı. Böylece aylık enflasyona 0.09 puan indirim etkisi oldu. Böylece petrol fiyatları önceki aylardaki kadar genel enflasyona etki edememiş oldu.

Davutoğlu ve Şimşek memnun

BAŞBAKAN Ahmet Davutoğlu, enflasyonda son 20 ayın en düşük rakamlarının ortaya çıktığını belirterek, faizin de önümüzdeki aylarda artan bir ivme ile düşeceğine inancının güçlü olduğunu söyledi. Davutoğlu, partisinin grup toplantısında, “Ekonomimizdeki bütün istatistiklerdeki olumlu trend enflasyona da yansıdı” diye konuştu. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de Twitter adresinden yaptığı açıklamada “Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 7.2’ye geriledi, yurtiçi üretici fiyatları yüzde 3.3 olarak gerçekleşti. Enflasyondaki düşüş devam edecek” dedi.

Zeybekci ve Bulut mutsuz

CUMHURBAŞKANI Ekonomi Başdanışmanı Yiğit Bulut Twitter adresinden “Yıllık enflasyon yüzde 7.24 değil de yüzde 7.17 olsaydı faiz indirilecekti, faize bakış açımız 0.07’lik bir marja endekslendiyse bakışımız yok demektir. Şu anda piyasa politika faizinden 0.75-0.80 aşağıda. Faiz indirimi sadece iç dinamiklerin fiyat artışına endekslenebilecek karar değildir… Karar 0.07 az düştü mantığına endekslenebilecek kadar ince bir teraziye sahipse olumlu gelişmeler olağanüstü toplantı gerektirebilir” dedi.  Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci toplantının yapılması gerektiğini kaydederek “Kurla ilgili Türkiye’nin endişe duymasını gerektirecek bir şey yok. Cesaretli şekilde faiz indirimi sürmeli” dedi.

Çekirdek, genel enflasyonun üzerinde

YURTİÇİ Üretici Fiyatları Endeksi ise ocakta ocakta yüzde 0.33 artarken, yıllık artış yüzde 3.28 oldu. Gıda, içki, tütün ve altın hariç ‘H’ çekirdek enflasyonu ocakta yıllık olarak yüzde 9.36, gıda, içki, tütün, altın ve enerji fiyatlarını kapsamayan ‘I’ çekirdek enflasyonu da yıllık yüzde 8.63 arttı.

Devam