Belirsizlik KOBİ’leri vuruyor

Maliyetleri bile çıkaramaz hale geldiğini belirten Önel, “ABD  ekonomisinde yaşanan istihdam ve ihracat artışındaki olumlu gelişmeler Amerikan merkez bankası’nı (FED) faizleri arttırmaya zorluyor. Son gelişmelerle hazirandan sonra büyük olasılıkla faiz artırım sürecine başlayacağı düşünülen FED, gelişmekte olan bizim gibi ülkelerin korkulu rüyası oldu” dedi.

Önel açıklamasının devamında “Güvenli liman olarak piyasadaki paranın çekileceği ve ABD gideceği beklentisi kırılgan beşli başta olmak üzere birçok ülkeyi tehdit ediyor. Diğer taraftan komşularımızda yaşanan gelişmelerin hâlâ somut olarak çözülememesi ve Mısır, Libya ve Rusya ile ilgili sıkıntılar başta ihracatçılarımız olmak üzere zincirleme olarak iç piyasamızı tehdit ediyor. TL’nin dolar karşısında değer kaybetmesine rağmen ihracatımızın yüzde 13 yakın azalması piyasamızı daralttığı gibi büyümemizi olumsuz engelliyor. Aynı zamanda enflasyona bağlı olarak satın alma gücü düşen tüketicimiz iç pazarda talebin düşmesine neden oldu. İç pazarda yaşanan talep daralması ve kurlarda yaşanan hesaplanamayan yükselişler piyasamızda sıkıntılara yol açıyor. Ocak ayından mart ayına reel anlamda yüzde 12 değer kaybeden TL,  dolar borcu olan esnafımıza ek maliyet getirdi”  şeklinde konuştu.

Piyasalar canlanabilir
Avrupa Merkez Bankası’nın piyasalara mart ayından itibaren 60 milyar dolar enjekte etmesinin özellikle Avrupa piyasasını canlandırabileceğini belirten İlker Önel, çözüm önerilerine ilişkin şunları söyledi: “Bu durumun ihracatımıza olumlu yansımaları olabilir. Aynı zamanda kurlarla ilgili olarak türev ve opsiyon piyasaları kullanılarak riskimizi azaltabiliriz. Olumsuz gelişmeleri piyasaları yakından takip ederek, sabırlı davranarak,  işimize konsantre olarak ve gelişmeleri olumlu yönden algılayarak hafifletebiliriz.”

 

Devam

Erdoğan’dan Babacan ve Başçı’ya; ‘Kendinize çeki düzen verin’

Geçtiğimiz cuma günü, ‘Yüksek faiz vatan hainliğidir’ diyerek merkez bankası Başkanı Erdem Başçı’ya yönelik eleştirilerinin dozunu artıran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün Suudi Suudi Arabistan’a giderken uçakta da gazetecilerin konuyla ilgili sorularını yanıtladı.  Erdoğan, faiz tartışmalarında sert biçimde yüklendiği Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın geçirdiği rahatsızlık sorusuna ise  “Gecikmeli olarak Başçı’ya ‘Geçmiş olsun’ dilelerim” cevabını verdi. Erdoğan, ekonomiye ilişkin sorulan sorulara şunları söyledi:

DOLAR 2.52’Yİ AŞARAK TARİHİ REKORUNU KIRDI

PARALEL YAPI YOKTUR
* Faiz tartışması sürüyor, Merkez Bankası’nda sizce paralel yapı bağlantısı mı var?
Merkez Bankası’ndaki arkadaşlarımızın paralel yapıyla ilişkili olduklarına doğrusu ihtimal vermiyorum. Alt takımlarda bu tip insanlar var mıdır, yok mudur? Bunların incelemesini yaptık, yapıyoruz. Fakat üst makamda, karar alma mekanizmasındaki arkadaşlar için böyle bir şey söylemem. Böyle bir şey buraların bağımsızlık noktasındaki ilkeleriyle de çelişir. Ben Cumhurbaşkanı olarak eleştirimi yaparım, yapabilirim. Buna kimsenin de müdahale etme yetkisi yok. Ortada bir gerçek var, faizler düşmezse yatırıma şiddetle ihtiyacı olan Türkiye, yatırım yapamaz. Nitekim bakın şu anda özel sektörün yatırım noktasında ciddi bir yatırım zaafı var. Yatırım yarışı yok, bir duraklama içindeyiz. Bizim burada hızlanmamız gerekiyor. Ekonomik krizin dünyada olduğu bir dönemde biz bir şeye çok dikkat ettik. Neydi o? Yatırımları hiç kesmedik, eleştiri de aldı ama biz hiç hız kesmedik. Faizler düşerse bu yatırımlar devam eder.

BU DA BENİM TEZİM
*Merkez Bankası Başkanı ile çağırıp konuşmak yerine kamuoyu önünde tartışmasanız diye bir görüş var. Ne dersiniz bu eleştirilere?
Bu arkadaşı çağırıp konuşmadığımı kim söylüyor? Bugünlerde yine bir talebi var, çağırıp konuşacağız tabii. Ama onun bağlı olduğu Sayın Bakan’la (Ali Babacan) bunu konuştuk. Ama bakıyorum ki aynı durumdalar. Şimdi burada bu uyarılar yapıldığı halde artık biraz kendine çeki düzen ver. Bakın çok ilginçtir Başçı ne dedi, ‘Ayın 4’ünde Para Kurulu’nu toplayıp faizin düşüşünü gözden geçireceğiz.’ Ne oldu, bir gün kala vazgeçti. Neymiş, enflasyonda beklenen düşüş olmamış. Birileri çıkıp farklı şeyler söylüyor. Ben de farklı şeyler söylüyorum. Ben mecbur muyum birilerinin söylediğini söylemeye? Ben diyorum ki faiz sebeptir enflasyon da neticedir. Bu da benim tezim. O ise enflasyon sebeptir, faiz neticedir diyor. Nereye bağlıyor, enflasyona bağlıyor. Eğer enflasyon düşerse faizi düşürecekmiş. Bu demek senin yanlış yolda olduğunun alametidir… Bu milletle, girişimciyle, yatırımcıyla dalga geçmenin anlamı yok.

Laf yetiştireceğine kur için tedbir alsın

“Merkez Bankası sadece benim görevim enflasyon ve fiyat istikrarı derse, bir defa kendi görevini anlayamamış demektir” diye konuşan Erdoğan, Merkez Bankası’nın istikrar, büyüme ve kur hareketlerini takip etmek durumunda olduğunu söyledi. Erdoğan şöyle devam etti: “Ama sen sene içinde 3-4 kere enflasyonu revize etmeye kalkarsan burada bir yerde su kaçağı var demektir. Ama sen ne yapıyorsun, Cumhurbaşkanı’na ve aleyhte konuşanlara laf yetiştiriyorsun. Yarın kur yine sıçradı diyecekler, tamam da tedbiri al. Bu konuda Merkez hassas ve tedbirli olmak zorundadır. Bu işi Batılı güçlerin verdiği kararlara göre hareket etmekle sürdüremez, faiz lobisinin verdiği talimatlarla hareket edemez. Faiz lobisi alkışlıyor diye bir karar alamazsınız. Amerika’nın Japonya’nın Avrupa’nın faiz oranları ortadadır. Bütün bunlar ortadayken bize ne oluyor, bu kadar yüksek faiz? Eğer komisyonları falan katarsak, 14-15’lerin bile üzerine tırmanıyor.

Gecikmeli geçmiş olsun

* Merkez Bankası Başkanı bir rahatsızlık geçirdi, aradınız mı ya da geçmiş olsun demeyi düşünür müsünüz?
Rahatsız olduğunu duymadım. Böyle bir rahatsızlık geçirdiyse şimdiden gecikmeli de olsa ‘geçmiş olsun’ derim. Onu oraya getiren, onayını veren benim, büyük umutlarla oraya getirdik. Ama bu benim kendi görüşlerimi söylemeyeceğim anlamına gelmez.

‘Merkez’de değişim için çalışmak isterim

* Dünyadaki diğer merkez bankaları ne yapıyor? Enflasyonla mücadele ederler mi mesela?
Dünyadaki diğer merkez bankaları enflasyonla mücadele verir. Ama enflasyonla mücadelede, büyüme noktasında, kur düzeni konusunda gövdesini ortaya koyar. Ama bizdeki kaçıyor.
* Merkez Bankası ile ilgili mevzuat değişebilir mi?
Şimdi o artık hükümetle ilgili bir konu. Hükümet bir adım atarsa ki biz de bazı şeyler söyleriz. Ben de birikimimle müşterek bir çalışma içinde olmak isterim.

 

Devam

Bütçeye KDV ve ÖTV dopingi

Vergi gelirleri yüzde 6.6 artarken, yurt içindeki ürünlerden alınan dahilde Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 19.2, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ise 16.7 oranında artış gösterdi. Ocak ayında vergi gelirleri 34.8 milyar lira oldu. Vergi türleri itibarıyla ocak ayında; banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 23.8 artışla 948 milyon lira, dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 19.2 artışla 6 milyar lira, özel tüketim vergisi yüzde 16.7 artışla 8.4 milyar lira, gelir vergisi yüzde 11.1 artışla 8,2 milyar lira, damga vergisi yüzde 7.8 artışla 1,2 milyar lira ve kurumlar vergisi yüzde 2.5 artışla 264 milyon lira olarak gerçekleşti.

SİGARA ÖTV’Sİ ARTIYOR

Geçen ay harçlar yüzde 17.6, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 13.8 ve diğer vergiler tahsilatı yüzde 1.6 azaldı. Yılın başında vergileri artan sigara ve içkiden alınan ÖTV’de ise artışlar dikkat çekti. Sigaradan alınan ÖTV geçen yıl ocakta 2.4 milyar lira olmuştu. Bu yıl ocak ayında yüzde 37 artışla 3.3 milyar liraya çıktı. İçkiden alınan ÖTV ise geçen yıl 450 milyon liraydı. Bu yıl ocak ayında yüzde 51 artarak 682 milyon liraya yükseldi. Ham petrol fiyatlarının düşmesine rağmen satış fiyatlarının aynı oranda düşmemesine neden olan ÖTV ise geçen yıl ocak ayı ile hemen hemen aynı gerçekleşti. Akaryakıt ürünlerinden sabit olarak alınan ÖTV geçen yıl ocakta 3.4 milyar lirayken, bu yıl ocakta 3.5 milyar liraya yükseldi. 

FİDAN’IN SON BÜTÇESİ

7 Şubatta istifa eden Hakan Fidan’ın başkanlığını yaptığı MİT’in ocak ayı harcaması 93 milyon 679 bin lira oldu. Geçen yıl ocak ayında MİT’in giderleri 91 milyon 612 bin lira olmuştu. Gizli hizmet giderleri geçen yıl ocakta 108,7 milyon lirayken, bu yıl 109,8 milyon liraya, güvenlik ve savunmaya yönelik mal ve malzeme alımları için geçen yıl ocakta 9,7 milyon lira harcanmışken, bu yıl 35 milyon lira harcandı.  Hizmet binası giderleri geçen yıl ocakta 36,6 milyon lirayken, bu yıl ocakta 119,6 milyon liraya, taşıt kiralama harcamaları ise geçen yıl ocakta 9,9 milyon lirayken bu yıl ocakta 21.5 milyon liraya çıktı.

Devam

Türkiye’de ki ekonomi de Suriyeli etkisi

TÜRKİYE, bugün işsizlik oranında rekor üstüne rekor kırıyor. Son açıklanan Ekim 2014 rakamlarına göre işsizlik oranı yüzde 10.6’ya ulaştı. Bu da 3 milyon 95 bin kişinin işsiz olduğunu ortaya koydu. Türkiye’de bir taraftan işsiz sayısı hızla artarken diğer taraftan işgücünde de rekor kırılıyor. İstihdam edilenlerle işsizlerin oluşturduğu ‘işgücü’ sayısı  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Ekim 2014’te 29 milyon 153 bine ulaştı. Ekim 2013’te bu sayı 27 milyon 216 bin kişi idi. Yani bir yılda 1 milyon 937 bin kişi iş bulmaya çalıştı. Bu rekor çünkü çok değil sadece 1 yıl öncesinde iş arayanların sayısı sadece 435 bin kişiydi. 5 katlık bir artıştan bahsediyoruz.

Peki bu neden böyle? Elbette işgücüne katılan kadınların bunda etkisi büyük ama bir şey daha var ki TÜİK bile reddedemiyor: ‘Suriyeliler.’ Eğer ikametgahları var ise Suriyeli mülteciler de TÜİK’in işsizlik hesabına dahil oluyor. Yani milliyet değil ikametgah önemli. Unutmayalım ki, son dönemde 1 milyon 517 bin Suriyeliye de ‘biyometrik kimlik’ verilerek kayıt altına alınmıştı.  TÜİK mevsim etkilerinden arındırılmış verilerine göre Ekim 2012’den Ekim 2013’e işgücünde artış 435 bin kişi idi. Aslında 2013 yılı boyunca bu artış 1 milyonlar seviyelerinden başlayıp yılın sonlarına doğru azaldı. 2014’e gelindiğinde ise işgücü artışı hız kazandı. Yılın başında 1 milyon kişi artan işgücü zirveye Ekim 2014’te çıktı. Tam 1 milyon 937 bin kişi iş aramaya başladı. Bunun 1 milyon 358 bini istihdama dahil olurken 579 bini işsizler ordusuna katıldı. Yine işgücü artışı gibi işsiz sayısındaki artış da 2014’te eski yılları katlayarak gitti.

MİLLİYET ÖNEMSİZ

İşsizlik verilerindeki bu büyük değişim akla Suriyeli mültecilerin bu rakamlara etki edip etmediğini getiriyor. TÜİK’in Hanehalkı İşgücü Verileri’ni hazırlayan uzmanı Murat Karakaş buna ilişkin sorularımızı yanıtladı. Karakaş “2014 Şubat ayından itibaren işgücü anketi metodolojisinde ciddi bazı değişikliklerimiz oldu. Kurum olarak biz bu değişiklikleri eski seri üzerinde yansıtmaya çalıştık ama bu iki dönem arasında uygulama  ve örnekleme açısından bir takım farklılıkların olduğu unutulmamalıdır” dedi.
Suriye meselesine gelince Karakaş’ın yanıtı şöyle: “Eğer bizim anket yaptığımız adreste bir yabancı ikamet ediyorsa bu kişilerle de anket yapılması kapsamımız dahilindedir.  Ancak anketteki etkinin ölçüsünü ortaya koymak çok zor tabiki.. Ayrıca işgücünün artışında önemli bir payın da işsiz sayısının artışından kaynaklandığı görülmektedir.” Yani TÜİK’in anketörleri işgücü anketine çıktıklarında anket yaptıkları kişilerin milliyetiyle ilgilenmiyor. Tek ilgilendikleri ikametleri. Eğer ikamet edilen adreste Suriyeli var ve iş arıyorum, iş bulsam çalışırım diyorsa hem işgücüne, hem de işsizlik sayısına dahil oluyor. TÜİK de bu rakamlarda Suriyelilerin de katkısı olduğunu reddedemiyor.

1.5 milyon Suriyeliye ‘biyometrik’ kimlik

HÜRRİYET muhabiri Fevzi Kızılkoyun’un haberine göre Türkiye’ye sığınan 1 milyon 652 bin Suriyelinin 1 milyon 517 bininin kayıt altına alınarak ‘biyometrik kimlik’ verildiğini yazmıştı. Habere göre biyometrik kimliklerde Suriyelilerin parmak izleri ile kişisel bilgileri bulunuyor. Kayıt altına alınmasıyla Türkiye’ye sığınan Suriyelilere yardım ulaştırılması, işe girmeleri, eğitim ve sosyal yaşama dahil olmaları kolaylaşacak.

İşgücü anketi kimi kapsıyor?

ANKETTE Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan hanelerde bulunan tüm kişiler kapsanıyor. Ankette okul, yurt, otel, çocuk yuvası, huzurevi, hastane ve hapishanede bulunanlar ile kışla ve ordu evlerinde ikamet edenler kapsanmıyor.

Devam