Başçı bıraksın isteniyor

 “Vatanı satmak yüksek faizle kötü yönetimle emeği heba etmekle olur” sözüyle. Baskı arttıkça piyasadaki dolar kuru 2.5274’e, uzun vadeli faiz de yüzde 8.68’e çıktı. Gerçekten de siyasi zirvedeki kötü yönetim, uzun vadeli faizleri yükseltti; bir çuval inciri berbat etti. Erdem Başçı’nın rahatsız olduğunu yazmıştım. Dün “İstifa konusunda net bir yanıt alabilir miyiz?” sorusuna yanıtı yine dolaylı oldu, ortada bıraktı: “Kamu görevi verildiği sürece yapılır ve en iyi şekilde yapılır. Sağlığımız elverdiği şekilde bu görevin gereklerini yerine getirmeye devam edeceğiz”. Ne yazık ki ‘kör gözüm parmağına’ bu açıklamalar ekonomide ağır bir hasara yol açıyor. Belli ki rahatsız olan Başçı’nın bırakması isteniyor. Fazlasıyla yıpratılan Erdem Başçı’nın artık o koltukta oturması çok zor hale geldi.

Devam

Hükümetten ilk faiz açıklaması

Başbakan, “Beklentimizin daha fazla indirim olması faizin düşme trendi içinde olması olumludur” dedi. Süleyman Şah Türbesi’nin taşınmasıyla ilgili olarak da konuşan Davutoğlu, ” Türkiye’yi kimse dolaylı ya da doğrudan tehdit edemez. Uluslararası hakkımızı kullandık. Bunun tartışılacak bir tarafı yoktur. Bunun için Birleşmiş Milletler’e de bildirimimizi yaptık. Eşme’de türbe ve çevresi artık Türk toprağıdır. Suriye rejimi şu anda Karakozak’ta yoktur. Öncelikle rejimin sorması gereken, “Niye biz kendi ülkemizi kontrol edemiyoruz” olmalıdır. Savaş nidaları atmak yerine bunu sormalıdır. Muhatap olarak aldığımız Suriye Ulusal Koalisyonu’na bildirimde bulunduk” diye konuştu.

Devam

İş Bankası hisseleri yüzde 3 düştü

İş Bankası hisseleri 10:43 itibariyle yüzde 3.22 düşüşle 6.32 liradan işlem görürken, BIST-100 endeksi yüzde 0.48 ekside.

HUKUKİ SÜRECİ BAŞLATIYOR

19 Şubat Perşembe tarihinde bazı gazetelerde çıkan İş Bankası’yla ilgili olarak bazı para transferlerine karıştığı haberleri hakkında İş Bankası hukuki süreci başlatacağını açıklamıştı.

‘YASAL SÜRECİ BAŞLATTIK’

İş Bankası konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama da yaptı. Banka ile ilgili iddiaların yer aldığı gazeteler ile ilgili hukuki sürecin başlatıldığı bilgisine yer verilen açıklamada şöyle denildi: Bankamızın yasalara, mevzuata ve köklü etik anlayışına aykırı herhangi bir işleme taraf olması kesinlikle söz konusu değildir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün inisiyatifiyle 1924 yılında kurulduğundan bu yana halka açık bir şirket olan Türkiye İş Bankası, bugün Munzam Sandığı aracılığıyla çalışanlarının ve emeklilerinin ortak olduğu, ülkemizde benzeri olmayan bir ortaklık yapısına sahiptir. Bankamızın ortaklık yapısında İş Bankası Munzam Sandık Vakfı % 40,15 hisseye sahiptir, halka açık pay %31,76 oranındadır, kalan %28,09 oranındaki Atatürk hisseleri ise Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edilmektedir. Atatürk’ün vasiyeti çerçevesinde mülkiyeti Cumhuriyet Halk Partisi’ne ait olan bu hisselere ilişkin temettü geliri Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na bırakılmış olup, temettü ödemeleri Bankamız Ana Sözleşmesi ve yasal mevzuat çerçevesinde yapılmaktadır. Türkiye İş Bankası faaliyetlerini hukuka, yasal mevzuata, ahlaka ve milli değerlere uygun şekilde yerine getiren köklü bir kurumdur. Bu tür haber, iddia ve yorumlara itibar edilmemesini, söz konusu yayın kuruluşları hakkında Bankamızca hukuki süreç başlatıldığını kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”

HÜKÜMETTEN İLK AÇIKLAMA

Öte yandan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci İş Bankası’yla ilgili olarak, “Türkiye’de ekonomi hayali kişilerin söyledikleriyle yönetilemez. İş Bankası hayali söylemler ile yıpratılmayacak kadar önemlidir” diye konuştu.

Devam

Bedelli Askerlik paraları savunmaya gidecek

Başbakan Ahmet Davutoğlu, 203 bin 824 kişinin bedelli askerlik imkanından yararlandığını ve bunun için 3 milyar 668 milyon 832 bin lira bedel ödendiğini belirtmiş, söz konusu paranın doğrudan Savunma Sanayi Destekleme Fonu’na gönderileceğini ifade etmişti.

Konuya ilişkin sorularını yanıtlayan “Modern Hava ve Kara Sistemleri Ansiklopedileri”nin de yazarı olan Atalan, söz konusu paranın savunma sanayi için çok büyük olmasa da ciddi rakam olduğunu söyledi. Bu parayla onlarca uçak, helikopter veya tank alınabileceğini dile getiren Atalan, daha da önemlisi, söz konusu miktarla bir çok önemli projenin başlatılabileceğini anlattı.

Bedelli askerlik başvurularından tahsil edilen parayla yaklaşık 100 modern tank veya 25 F-16 uçağı veya 15 F-35 uçağının alınabileceğini belirten Atalan, şunları kaydetti:

“Aynı şekilde, bu parayla 70 civarında Sikorsky helikopter de alınabilir ama bence daha önemli olan bu para, Türk savunma sanayinde büyük projelerin hayata geçirilebilmesi için önemli bir kaynak olacak. Örneğin; Altay tankı gibi 3 proje, Atak helikopteri gibi bir proje, MİLGEM gibi 5-6 projenin finansmanı bu parayla sağlanabilir. Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri kapsamında bir savaş uçağı üretme projesi var. Eldeki paranın uzun vadeli getirisini de hesaba kattığımızda, bu kaynakla bir savaş uçağının geliştirilmesi için gereken meblağ sağlanmış olur. Bu projeler, aynı zamanda savunma sanayi alanında Türkiye’yi geleceğe taşıyacak projelerdir.”

 

Devam

S&P’den petrol üreticisi 4 ülkeye not indirimi

S&P’den yapılan yazılı açıklamalara göre, Kazakistan, Venezuela, Bahreyn ve Umman’ın kredi notları birer kademe aşağı çekildi, Suudi Arabistan’ın “durağan” olan kredi görünümü “negatif”e çevrildi.

 

Kuruluş, not indirimlerinin genel olarak son 7 ayda yüzde 50’nin üstünde değer kaybeden ham petrol fiyatlarının tahminlerindeki revizyondan kaynaklandığı bildirirken, Venezuela’nın buna ilaveten döviz kurundaki zayıflama, yüksek enflasyon ve durgunlukla da mücadele ettiği ifade edildi.

RUSYA’YA SON ŞOK MOODY’S’TEN

S&P, ham petrol fiyat beklentisini bu yıl için varil başına 80 dolardan 55 dolara, gelecek 3 yıl içinse 85 dolardan 70 dolara revize etmişti. Bu durumun petrol üreticisi ülkelerin bütçe açığı ve büyüme oranlarına yönelik tahminleri olumsuz etkilediği belirten S&P, petrol fiyatların artmaması durumunda ilave indirimlerin gelebileceği uyarısında bulundu.

Adı geçen ülkelerin kredi notlarında yapılan değişiklikler şöyle:

Venezuela’nın notu “CCC+”dan “CCC”ye, Kazakistan’ın notu “BBB+”dan “BBB”ye, Bahreyn’in notu “BBB”den “BBB-“ye ve Umman’ın notu “A”dan “A-“ye revize edildi. Bu ülkelerin not görünümleri de Umman hariç “negatif” olarak teyit edilirken, S&P, Umman’ın not görünümünü “durağan” olarak korumaya devam etti.

Standard & Poor’s için “BBB-” ve yukarısı “yatırım yapılabilir” seviye olarak kabul ediliyor. “BB+” ve aşağısı ise “yatırım yapılamaz” ya da “çöp” seviye anlamına geliyor. Buna göre, Venezuela’nın notu bu seviyenin 8 kademe daha aşağısında kalıyor.

 

Devam

Çiftçiye sigorta

DOĞAL afetler tarımsal alanda büyük zarara neden olunca, üretici de çareyi tarım sigortasında buldu. 2014’te devlet destekli tarım sigortasında poliçe sayısı 1,1 milyona çıktı. Üreticiler sigorta için toplam 319,5 milyon TL prim öderken, devletin prime katkısı ise 364 milyon TL oldu. Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi (TARSİM) geçen yıl üreticiye 500 milyon TL’nin üzerinden hasar ödedi. TARSİM Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, geçen yıl tarımsal alanlarda yoğun hasar meydana geldiğini belirterek, 277 bin adedin üzerinde hasar ihbarı aldıklarını, üreticiye 500 milyon TL’nin üzerinde hasar ödediklerini söyledi. Satoğlu, hasarın 399 milyon TL’sinin bitkisel ürünlerden, 87 milyon TL’sinin büyükbaş hayvanlardan, 11 milyon TL’sinin seralardan kaynaklandığını kaydetti.

POLİÇE SAYISI ARTIYOR

Yusuf Cemil Satoğlu, geçen yıl yaşanan hasarlar neticesinde hükümetin ve Tarım Bakanlığı’nın üreticileri sigortaya teşvik etmesinin 2015’te tarım sigortalarına olan ilgiyi arttıracağına da değinerek, “Bu yılın Ocak ayında 129 bin adedin üzerinde poliçe düzenlendi ve bugün itibariyle 78 binin üzerinde üretici sigortalandı. Amacımız, sistemi büyüterek, sigortalanabilir alanlara ulaşmak, sigortalı sayısını arttırıp, sürdürülebilir hale getirmek. 2015’de poliçe sayısı yüzde 20 arttıracaktır” dedi.

2015’E HASARLA GİRDİK

Satoğlu, 2015 yılına da yoğun hasarla başladıklarını ve don, fırtına, dolu, sel-su baskını, hortum nedeniyle ciddi hasarlar oluştuğunu vurgulayarak, şunları söyledi:
“Portakal, mandalina, buğday, limon, mandalina, ıspanak, pırasa, daldaki narenciye, bakla ürünleri, buğday, limon zarar gördü. Sadece bitkisel ürün sigortalarında 6 bin 600’ün, sera sigortasında da 700’ün üzerinde hasar ihbarı aldık. Hasar tespit çalışmalarının büyük kısmı bitti, bazı illerde ise çalışmalar sürüyor.”

Meyvede primin yüzde 67’si devletten

SATOĞLU, üreticinin ödeyeceği primin yarısını, meyvelerde ise don teminatı priminin yüzde 67’sini devletin karşıladığını hatırlatarak, şunları söyledi: “Teşvik için başlangıç, yenileme, peşin ödeme indirimleri var. Bitkisel üründe önlem alanlara yüzde 50’ye varan, seralarda ise riske göre indirimler var. Hasar almayan parseller, işletmelere hasarsızlık indirimi uygulanıyor.”

Üretici mağdur oluyor

SON yaşanan afetlerin sigorta ihtiyacını ortaya çıkardığını, aksi halde üreticinin mağduriyetler yaşadığını belirten Satoğlu, “Son 20-25 günde don, dolu ve sel gibi nedenlerden ötürü portakal, limon ile sebzeler zarar gördü. Eskişehir Bilecik, Kütahya ve diğer illerde seralar hasara uğradı. Bu bölgelerde sigortalılık düşük olduğundan vatandaşlar mağduriyetler yaşıyor. Bu yıl poliçe düzenlemeleri başladı” dedi.

Oyak, AvivaSa ile anlaştı

AvivaSA ile Oyak ve Oyak Grubu şirketleri arasında, çalışanların emeklilik planlarındaki birikimlerinin AvivaSA Emeklilik ve Hayat’a aktarımına ilişkin bir anlaşma imzalandı. AvivaSA anlaşma kapsamında, Oyak ve grup şirketlerine özel ‘Avantajlı Grup Emeklilik’ planı hazırladı. Çalışanların emeklilik planlarında biriken fon tutarları da AvivaSA’ya aktarılacak. Avantajlı grup emeklilik planlarında Oyak ve Oyak Grubu çalışanlarının hakları aynen korunarak devam edecek.

Generali’nin Başkanı Namık Tan

Türkiye’nin İsrail ve ABD Büyükelçilik görevlerini üstlenen eski diplomat Namık Tan, Generali Sigorta Yönetim Kurulu Başkanlığı’na getirildi. Tan, 1990 yılında Cumhurbaşkanlığında Başkatip, Özel Kalem Müdür Yardımcılığı görevinde bulundu. 1996 yılında Dışişleri Bakanlığı Amerika-Pasifik ve Uzakdoğu Dairesi’nde Şube Müdürü olan Tan, 1997-2001 arasında Washington Büyükelçiliği’nde Müsteşar, Birinci Müsteşar olarak çalıştı. 2001’de Amerika Genel Müdür Yardımcılığı’nda Daire Başkanı, 2002’de Enformasyon Daire Başkanı olarak görev aldı. 2004-2007 arasında Enformasyon Daire Başkanlığı’nda Genel Müdür Yardımcısı ve Bakanlık sözcüsü görevlerini üstelendi. 2007-2009’da İsrail Büyükelçiliği görevini yürüten Tan, 2010’da Türkiye’nin ABD Büyükelçiliği görevine getirildi. Tan, 2014’te görevini tamamlayarak yurda döndü.


 

Devam

Keynes’in kitaplarını yakmayan mı kaldı?

TÜRKİYE’nin son günlerde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve merkez bankası Başkanı Erdem Başçı arasında görmeye alıştığı faiz tartışması artık sınırlarımızı aştı. İktisat tarihinde serbest piyasanın babası sayılan Adam Smith ve modern makroekonominin kurucusu olarak adlandırılan John Maynard Keynes artık ülkemizde faiz ve enflasyon tartışmalarının başrol oyuncuları. Son olarak Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de “Keynes’in kitaplarını yakmayan mı kaldı?” sözleriyle bu tartışmaya dahil oldu. Peki bu tartışma nerede başladı ve sınırlarımızı aştı?
Merkez Bankası’nın 4 Şubat’ta yapmayı duyurduğu olağanüstü Para Politikası Kurulu toplantısını beklediğinden yüksek bir enflasyon oranı gelince vazgeçtiğini açıkladı. O gün yani 3 Şubat günü Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı ve “Ekonomideki tüm sorunların çözümü para politikasında aranmaması gerekiyor. Düşük faiz ekonomik büyümenin yegane sebebi olsaydı bugün Avrupa’da ekonominin hızlı büyümesi gerekirdi, Amerika’nın hızlı büyümesi gerekirdi” dedi.

HEDEF DEĞİŞTİ

O akşam herkes Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’yı yeniden eleştirmesini beklerken bir soru üzerine eleştiri oklarının hedefi Yılmaz oldu. Erdoğan “Durmuş bey kendi işine baksın. Onu muhatap alacak değilim. Kendisinin başarısı ortadadır. ABD’ye bir baksın faiz oranı nedir enflasyon oranı nedir bunu bir öğrensin. Batı’ya bir baksın. Japonya’ya bir baksın. Bu konuda fazla konuşmaya da gerek yok” diye konuştu. Bunun üzerine Hürriyet’e yaptığı değerlendirmede Yılmaz tartışmayı uzatmak istemediğini vurguladı ve şöyle konuştu:
 “Faizin sebep, enflasyonun sonuç’ olduğu yönündeki ilişkiye inanıyorsanız ABD’de, AB’de ve Japonya’da faizlerin düşük olmasıyla enflasyonun düşmüş olduğuna kanaat getirirsiniz. Düşük faiz tek başına yeterli olsaydı bu ülkeler durgunluk sorununu çözmüş olurlardı. 350-400 yıllık bir ekonomi politik bilimsel literatür var. Bu doğru değilse Smith’in Keynes’in ve diğerlerinin kitaplarını bir alana yığalım ve yakalım. Sonra da, Merkez Bankası yasasını değiştirip faizleri sıfırlayalım, görelim öyle mi oluyormuş. Diyelim ki oldu, ben de çıkar özür dilerim; ‘Biz bu işi bilmiyormuşuz’ diye…”

SIRA ZEYBEKCİ’DE

Gelelim düne. Bu kez Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Yılmaz’ın sözlerini değerlendirdi. Zeybekci “Önceki Merkez Bankası Başkanı, ‘O zaman Keynes’in kitaplarını yakmak lazım’ diyor. Ben ona şöyle soracağım, O hala Keynes’te mi kalmış, hala yakmamış mı o kitapları? Sonuçta ayrılığımızın en büyük sebepleri ortaya çıkmış oluyor. Onlar hala Keynes’te kaldıysa, Keynes’in teorilerinde kaldılarsa, ‘vah vah’ diyorum ben memleketin haline” dedi. “Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın açıklamalarını nasıl değerlediriyorsunuz” sorusuna Zeybekci, “Yılmaz açıklamalarında, maalesef ‘düşük faiz, ekonomik büyümenin yegane sebebi olsaydı bugün Avrupa’da, Japonya’da veya bazı ülkelerde bunun karşılığı hızlı bir şekilde alınırdı’ demek, 5-6 tane faktörü olan bir probleme, 3-4 bilinmeyenli bir denkleme tek bilinmeyenle yaklaşmak demektir. Faiz düştüğü zaman büyüme artmaz, yaklaşımı, son derece yanlış olur” diye konuştu.

YILMAZ NEDEN KEYNES’İ ÖRNEK VERDİ

FAİZ-enflasyon tartışmasında Durmuş Yılmaz neden Keynes’i örnek gösterdi? Bunu Bilkent Üniversitesi’nden Prof. Dr. Erinç Yeldan’a sorduk. Yeldan şöyle konuştu: “Keynes’in ana savı talep eksikliğinden kaynaklanan bir krizin önüne geçmek ekonomiyi canlandırmak için talep unsurlarını geliştirmek üzere en doğrudan yolun kamu harcamalarını arttırarak kamu maliye politikalarını devreye sokup ekonomiyi canlandırmak olduğudur. Durmuş Yılmaz’ın ötesinde şu anda Avrupa’nın içine sürüklendiği durgunluk konjoktüründen çıkış için mevcut miktar kolaylaştırması denilen ABD’deki FED vari para basma operasyonunun yeterli olmayacağı anlaşıyıyor. Para basarak, dünyayı likiditeye boğarak elde edecek herşey elde edildi. Dünyada büyük bir sıcak para var, faizler de neredeyse sıfıra düştü. Ancak bu para yatırıma, krediye dönüşmüyor. Çünkü büyük bir risk algısı var. Bankalar kredi değerlendirecek sanayi yatırımcısı bulmakta zorlanıyor ve para dünya borsalarının kumarhane masalarnıda çar çur oluyor. Para basıp kredi hacmini genişleterek faizleri daha da düşürerek yatırımları uyarma başarılı olamıyor. Şimdi buradan hareketle zaten deniyor ki artık para politikasıyla değil kamu maliye politikasıyla canlamak gerekiyor ve bu yüzden de Keynes’i tekrardan canlandırmak lazım demek istiyor. Merkez Bankası kısa vadeli faizleri belirleyen bunlar aracılığıyla piyasada uzun dönemli faizleri, kredi faizlerini etkilemeye çalışıyor ki bu birebir etkili değil. Türkiye’nin 2013’ten sonra gözlediği şu ki merkez bankasından bağımsız olarak makroekonominin istikrarsızlığı, tasarruf düşüklüğü, cari açık, siyasi gerginlikler gibi Merkez Bankası’nın hiç elinde olmayan değişkenlerden dolayı sıkıntılar yaşanıyor. Dolayısıyla Merkez’den kısa vadeli bunlar yoluyla ekonominin yatırım istihdam büyüme tüketim gibi ihtiyaçlara cevap vermesi beklenemez. Nobel ödüllü iktisatçı Joseph Stiglitz iki haftadır “Para politikası işe yaramıyor, cesaretle borç kaygısını geçelim, talep yaratmamız lazım ve bu talebi yaratacak olan kamudur. Özel sektörün çok uzun bir süreç vakit kaybıdır” tartışmasını sürdürüyor.

MODERN İKTİSADIN BABASI

MODERN iktisadın babası olarak bilinen Adam Smith 30 yaşında profesör olmasıyla da tarihte yerini alır. Smith iktisadi faaliyetlerin serbestleşmesinin önemini savunur. 1776 tarihinde çok önemli eseri olan Ulusların Zenginliği adlı kitabı yayımladı. Ulusların Zenginliği eseri, liberal kapitalizmi savunan ve tam anlamıyla özgürlük ortamının nasıl oluşup işlediğini açıklayan bir çalışma oldu. Smith tarafından gerçekleştirilen görünmez el prensibinin iktisattaki yeri ve önemi, yerçekimi kanununun fizikteki öneminden farklı bulunmaz. Görünmez el prensibi, toplumcu bir sistem olmayan kapitalizmde, piyasa mekanizması sayesinde kişisel ve sosyal yararların hür bir ortamda bağdaşlaştırıldığı ve dolayısıyla da kapitalist sistemde hükümetlerin piyasanın işleyişine müdahale etmemelerini gerektirir. Ama tabii ki ‘görünmez el’i her türlü devlet müdahalesinin önemsiz olduğu sonucuna yormak yanlış olur. Smith ayrıca uluslararası ticaretin önemini savunarak ülke refahının sağlanması için gerekli olduğu üzerinde yoğunlaştı. Büyümenin sağlanabilmesi için sermaye birikiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Smith fiyatları belirleyen üretim maliyeti olduğu sonucuna ulaştı. Smith, devlet müdahalesinin en düşük seviyede olması gerektiğini savunurken ve devletin masrafları arttırmaması için hareketlerinin yoğun olmamasını belirtti. Ancak 1929 buhranı Smith’in serbest piyasa teoreminin sonunu getirdi.

KRİZDE SARINILAN İLK KİTAP

JOHN Maynard Keynes ise devletin piyasada daha etkin olmasını savunan ve 1929 buhranından ABD’nin ve kapitalizmin kurtuluşunu sağlayan teorileriyle öne çıktı. Keynes 2008 krizinin de gözde isimlerinden biriydi. 1936’da yayımladığı “İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi” isimli kitabıyla durgunlukla mücadelede müdahaleci para ve maliye politikalarını savundu. “Tam istihdam” sağlanması gerektiğini vurgulayan Keynes “kapitalizmi krizden kurtaran” iktisatçı olarak da tarihe geçti. Devletin toplam talebi arttırıcı yönde para ve maliye politikası uygulaması gerektiğini ifade eden Keynes, bu şekilde kapitalist sistemin aksayan yanlarının onarılabileceğini öngördü. Ekonomik buhranın 2. paylaşım savaşıyla beraber kronikleşmesi sonucu, başta ABD ve İngiltere olmak üzere, hemen hemen bütün kapitalist ülkelerde Keynesçi politikalar uygulamaya konuldu. Keynes ayrıca IMF ve Dünya Bankası’nın temellerinin atıldığı 1944 yılında toplanan Bretton Woods Konferansı’nda İngiliz Heyeti’ne başkanlık yaptı. Keynes, ABD tezlerine karşı İngiliz tezlerinin savunucusu olmuş ve konferansta kendi adı ile anılan, Keynes Planını sundu. 1929 buhranında ve işsizlikten çıkılması için devletin “çukur açıp doldurmak” gibi kısa süreli istihdam sağlayıcı aktiviteleri de Keynes’in tam istihdam teorisiyle bağdaştırıldı.

KEYNES 2008 KRİZİNDE TÜRKİYE’DE POPÜLERDİ

2008 küresel krizi Türkiye’yi sarsarken ve işsizlik yüzde 13’lerin üzerine çıktığında hükümet Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’ni açıkladı. Burada Maliye Bakanı Mehmet Şimşek işsizlikte düşüşü sağlayabilmek için devlet destekli geçici işlerle istihdam artırılacağını açıklamıştı. İlk olarak 2009’da yapılan ve 2010’da da uzatılan programla 100 bin kişi ağaç dikme, okul boyama gibi geçici işlerde istihdam edilmişti.

Devam

Beklediği gibi gelişmiyor olaylar. Çipras zor durumda.

YUNANİSTAN Başbakanı Aleksis Çipras ve Maliye Bakanı Yanis Varufakis borçlarını sildirmek için umutla çıktıkları Avrupa Birliği, Avrupa merkez bankası (ECB) ve IMF’den oluşan Troyka yolculuğundan kayıpla dönerken son şans olarak denedikleri Almanya’da da ‘duvar’a çarptılar. “Midyata pirince giderken evdeki bulgurdan olduran’  önceki günkü görüşme sonrasında ECB, Yunan hükümetinin kurtarma planına bağlılığından şüphe duyarak Atina’nın doğrudan likiditeye erişmesini kısıtlamıştı. Dün ise Alman Maliye Bakanı Walfgang Schauble ile görüşen Varufakis de istediğini alamadı. Schauble, Yunanistan’ın tüm taleplerini reddetti ve “Anlaşamadığımızda anlaştık” dedi. Öte yandan Yunanistan Başbakanı Çipras ile Rusya Devlet Başkanı Putin telefonda görüştü. Putin, Çipras’ı mayısta Moskova’ya davet etti.

VAATLER DÜŞÜNDÜRÜCÜ

Schauble, dün görüşme sonrası Yunanistan’ı feshedilmesini istediği Troyka ile müzekereye çağırdı. 320 milyar Euro’luk borcun silinmesinin sözkonusu olmadığını vurguladı. Çipras hükümetinin Yuaninstan’ın daha önce verdiği taahhütleri yerine getirmesini isteyen Schauble, Çipras hükümetinin seçim öncesi vaadlerini, seçim sonrasında da tekrarlamasından memnuniyetsizliğini “Eğer vaadler başka ülkelerin vatandaşlarının zararına ise o zatan realist değildir. Yeni hükümetin vaadleri düşündürücü ” diyerek dile getirdi.
Schauble şöyle konuştu: “Yunanistan kendi hataları yüzünden bu duruma düştü. Herkes kapısının önünü temizlemeli. Sorunların çıktıkları yerde çözümlenmeleri gerek. Bugünkü görüş ayrılıklarımıza rağmen Yunanistan Euro Bölgesi’ndedir ve imzaladığımız anlaşma da şubat sonuna kadar geçerlidir. Eğer program değişirse Yunanistan para piyasalarına nasıl çıkacak bilemiyorum.”
Varufakis ise AB’den sadece geniş kapsamlı önerilerini sunmaları için yaz başlarına kadar zaman istediklerini ve yeni bir anlaşmaya kadar da ara anlaşma yanlısı olduklarını söyledi. Varufakis “Kemer sıkma politikasını sürdürmeye hakkımız yok. İflastan kurtulmak için elemizden geleni yapacağız” dedi. Atina Borsası yüzde 3.37 düşüşle 819.5 puanda kapandı.

SÜPER MARIO HİZAYA ÇEKTİ

YUNANİSTAN Maliye Bakanı Yanis Varoufakis’in Frankfurt’ta ECB Başkanı Mario Draghi’yle yaptığı görüşmeden saatler sonra yazılı bir açıklamayla duyurulan karar çerçevesinde Yunan tahvilleri likidite karşılığında teminat olarak kabul edilmeyecek. Çipras hükümeti üzerindeki baskıyı belirgin şekilde artıran ECB’nin hamlesi, “hizaya çekme” ve Yunanistan’ı acilen anlaşmaya zorlama hamlesi olarak görülüyor. Önceki gece yarısı açıklanan kararda, “ECB, Yunanistan tarafından tamamen teminat altında olan veya ihraç edilen, pazarlanabilir borçlanma araçlarının feragat opsiyonunu kaldırmaya karar verdi. Yönetim Kurulu’nun kararı, programın hali hazırda başarılı ve Eurosystem kuralları ile uyumlu şekilde sonuçlanacağının kesin olmaması nedeniyle alındı” ifadelerine yer verildi. Karar, ECB fonlarına 2010’dan bu yana çöp notu bulunan Yunan tahvillerini teminat olarak göstererek erişebilen Yunan bankalarının, bundan böyle Yunanistan Merkez Bankası’na daha yüksek faizle başvuru yapması sonucunu doğuracak. ECB’nin adımı nedeniyle mevcut borçlanma faiz oranının üç katına kadar çıkabileceği yorumları yapılıyor. Banka üzerindeki yükü artıran ve Yunanistan’ı anlaşmaya varana kadar izole eden bir etki yaratacak karar, önümüzdeki haftalar içinde Acil Likidite Desteği (ELA) mekanizması çerçevesinde onlarca milyar Euroluk ek likidite yaratılmasını da gerektirecek. ECB’nin kararı 11 Şubat’tan itibaren geçerli olacak. Yunan Bakan Varufakis ise ECB’ninkararının ülkeye olumsuz etkisi olmadığını bildirdi.

UYUYAKALDI

Yunanistan Maliye Bakanı Yanis Varufakis’in Avrupa turundan dönerken ağır tempodan dolayı uçakta uyuyakalması Yunanistan’da günün olayı oldu.

Devam

Bank Asya’da ipler TMSF’de

BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), bank asya’nın Bankacılık Kanunu kapsamında kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısı sunamadığını belirterek denetimler sonuçlanıncaya kadar bankanın yönetim kurulunu belirleyen imtiyazlı payların yüzde 63’lük bölümünün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından kullanılmasına karar verdi. Ayrıca 9 kişilik de yeni yönetim atandığı öğrenildi.

Yeni yönetimden ilk açıklama


Bank Asya’da parası olanlar ne yapacak?

POLİS BANK ASYA ÖNÜNDE GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ ALDI / FOTOGALERİ

ŞEFFAF VE AÇIK DEĞİL

BDDK’dan yapılan açıklamada, Kurul’un son yaptığı toplantıda Bank Asya’nın ortaklık yapısına ilişkin denetimlerin sonucunu değerlendirdi. Yapılan açıklamada, imtiyazlı paya sahip bazı ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıdıklarını gösterir bilgi ve belgelerin verilen süreye rağmen Kuruma intikal ettirilmediği, dolayısıyla söz konusu imtiyazlı pay sahipleri açısından Kurumun etkin denetimini engellemeyecek şeffaf ve açık bir ortaklık yapısının Banka tarafından sunulamadığı belirtilerek, “Bu itibarla imtiyazlı pay sahiplerinin kurucularda aranan nitelikleri taşıdığına ilişkin bilgi ve belgelerin Kuruma ibrazına ve Kurum tarafından yapılacak değerlendirmeler sonuçlanıncaya kadar, Kanunun 18. maddesi beşinci fıkrası hükmü uyarınca, mezkur ortakların paylarına ilişkin temettü dışındaki ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılmasına karar verilmiştir” denildi.

18. MADDE NEDİR?
Bankacılık Kanunun “pay edinim ve devirleri” başlıklı 18. maddesinin 5. fikrası şöyle: Nitelikli paya sahip olan ortakların kurucularda aranan nitelikleri taşıması şarttır. Kurucularda aranan nitelikleri kaybeden nitelikli paya sahip ortaklar temettü dışındaki ortaklık haklarından yararlanamaz. Bu halde, diğer ortaklık hakları Kurumun bildirimi üzerine Fon tarafından kullanılır. Bu ortaklar sermayedeki doğrudan ve dolaylı payları yüzde onun altına düşene kadar rüçhan haklarını kullanamazlar.

Piyasalarda Bank Asya tepkisi yaşanabilir – Erdal SAĞLAM yazıyor

HİSSE SAHİPLİĞİ

BDDK, Bank Asya’nın, yönetim kurulunu belirleme yetkisine sahip 185 imtiyazlı ortaktan 132’sine ait bilgi ve belgeleri verilen süre içinde göndermeyerek, bu ortaklara ilişkin belirsizlik yarattığını tespit etti. Kurul, Banka Asya’dan, yönetim kurulunu belirleme yetkisine sahip A grubu imtiyazli pay sahibi 185 ortağı durumlarına ilişkin bilgi ve belgeleri 2 Ocak 2015’e kadar iletilmesini istedi. Kurul, söz konusu sürenin yetmeyeceğini belirten bankaya, ocak ayının sonuna kadar ek süre verdi. 2 Şubat’a kadar 53 imtiyazlı ortağa ait bilgi ve belgeleri kuruma ileten banka, 185 imtiyazlı ortaktan 132’sine ait bilgi ve belgeleri ise verilen sürede göndermedi. Bilgi ve belgeleri ne zaman göndereceği konusunda Kurum’a bilgi de vermeyen banka, böylece yüzde 63’lük imtiyazlı paya sahip 132 ortakta aranan niteliklerin tespiti açısından belirsizlik yarattı.

BANK ASYA’DAN AÇIKLAMA
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun 03.02.2015 tarih ve 6187 sayılı Kararı uyarınca, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 18. Maddesi 5. Fıkrası kapsamında, Bankamızın 122 adet pay sahibine ait imtiyazlı hisselerin temettü hariç ortaklık haklarının Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından kullanılmasına karar verilmiştir. İlgili karar gereğince mevcut Yönetim Kurulu 03.02.2015 tarihi itibariyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından değiştirilerek, yeni Yönetim Kurulu ve Genel Müdür atanmıştır. Bankamız, yeni yönetimi ile herhangi bir aksamaya sebebiyet vermeden bankacılık faaliyetlerine devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Hakları alınanlar
Ortaklık hakları alınanlar arasında Kaynak Holding iştiraklerinden, Sürat Basım, Ortadoğu Tekstil ve Forum İnşaat bulunuyor. Bank Asya’da; Ortadoğu Tekstil’in yüzde 4.89, Forum İnşaat’ın 3.85, Sürat Basım’ın da yüzde 2.70 hissesi bulunuyor.

Faaliyetleri devam edecek

BDDK’nın kararının ardından TMSF yetkilileri dün gece Bank Asya’nın genel müdürlük binasına gittiler. TMSF yetkilileri belgelerin herhangi bir sabotaja uğramaması için genel müdürlük binasına gidildiğini söylediler. Kararın akşam 9’dan sonra geldiğini ifade eden yetkililer, bankadaki yatırımların 100 bin liralık sigorta kapsamında olduğunu söylediler. Ancak bankanın hisselerine el konulduğu için yetkililer bankanın faaliyetlerine devam edeceğini söylediler.

İş dünyasından ilk Bank Asya açıklaması

Kalabalık olaysız dağıldı

BDDK’nın, Asya Katılım Bankası’nın ortaklık haklarının TMSF tarafından kullanılmasına karar verildiğini açıklamasının ardından, dün akşam saatlerinde Çevik Kuvvet ekipleri Genel Müdürlük önünde ve çevresinde bariyerlerle önlem alırken; saatler ilerledikçe de bazı gruplar Bank Asya önünde toplanmaya başladı. Bir süre alkış ve düdük çalarak kararı protesto eden kalabalık grup, gecenin ilerleyen saatlerinde alandan ayrıldı. Polisin Banka Asya binası önündeki bekleyişi ise sürüyor. / Hakan KAYA-Ramazan EĞRİ/İSTANBUL, (DHA)-

 

Bank Asya’da yönetimin TMSF’ye geçmesinin ardından Çanakkale’deki şubeye giriş çıkışlar yasaklandı. 

Devam